Lost dizisinin 24 Nisan'da gösterilen 4. sezonun 9. bölümünde Benjamin Linus karakteri zamanda seyahat ederken kolundan yaralanmış bir halde kendini bir çölde bulur. Karşısına çıkan Bedevi kılıklı lokallerle iletişebilmek için önce Arapça, sonra İngilizce ve en son da Türkçe konuşur. Henüz nerede olduğunu bilmemektedir. Bedevilerle kapışır, onları etkisiz hale getirir ve atlarına binerek ortamı terk eder. Tunus'taymıştır meğerse.
Ben Lost izlemiyorum. Bu bölümü de izlemedim zaten. Selçuk Yaşar isimli bir muhabirin bugün çıkan haberinde yine bir filmde Türkleri terörist sandıkları üzerine birtakım hezeyanlar okudum. Üç beş resmi Lost sitesini okudum dizinin bu bölümünde neler olduğuna dair. Okuduğum şeyler ilk paragrafta anlattığım şekilde özetlerdi. Aşağıda ise Yaşar'ın haberi sunuşunu görebilirsiniz.
*******
Lost’taki Türkçe, hayranlarını ikiye böldü
Lost dizisinde "Benjamin Linus" karakterini canlandıran Michael Emerson’un Türkçe konuşması dizinin Türk hayranlarını ikiye böldü.4’üncü sezonun 24 Nisan’da ABD'de yayınlanan 9’uncu bölümünde kendini Tunus’un güneyinde Sahra Çölü’nde bulan Benjamin Linus, atla dolaşan silahlı iki teröriste, Türkçe bildiğini ima ederek "Türkçe biliyor musunuz" diye soruyor. Linus, daha sonra üstünü arayan teröristi etkisiz hale getirip diğerini de silahla öldürüyor.
Çok iyi yalan söyleyebilen, istediği insana istediği şeyi konuşarak yaptırabileceğine inanan Benjamin Linus karakterinin Türkçe bildiğinin yansıtıldığı bölümü internetten indirip izleyen hayranları forumlarda hemen tartışma başlattı. Türk izleyicilerin yorumları şöyle:
Adamlar hálá bizi Araplarla karıştırıyor. Terörist muamelesi yapmışlar resmen
Sawyer sağ olsun. İşte Türkiye’nin reklamını yaptı. Normal yani, izleyice jest olmuş
İlk izlediğimde vay dedim. Sonra düşündüm, adamlar terörist.
Sanırım Benjamin Linus, Sawyer’ı kıskandı. Benjamin’i de çağırsınlar diye Türklere yalakalık yapıyor.
Acaba Benjamin neden Türkçe öğrenme ihtiyacı duymuş da Türkçe öğrenmiş? Bence asıl sorun bu. Galiba dizinin ilerleyen bölümleri Türkiye’de geçecek
Önce İngilizce, sonra başka bir dilde. sonra da Türkçe konuşuyor. "Türkçe biliyor musunuz?" diye soruyor adamlara. Adamlar Arap. Türk falan yok ortada. Dolayısıyla Türklere bir hakaret de yok.
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/8801666.asp?m=1
*******
Okuyucu yorumlarındaki ifadeler geyik değilse şayet bilinçsizlik diz boyu. Dizide bir kuru "Türkçe biliyor musunuz?" cümlesiyle ne Türkiye'nin reklamı yapılır ne de Türklere yalakalık. Dizi oyuncuları sadece önlerine konan senaryoyu okurlar. Kendileri senaryoya ekler koymazlar. Ha, yok geyiktiyse bu yorumlar zaten neden haber oldukları da meçhul.
Çok muhtemelen Lost senaristleri de Türkleri Arap sanmaktalar. Arap sanmasalar bile Türkçe'yi Ortadoğu-Kuzey Afrika coğrafyasında Arapça'yla beraber, ve hatta dönüşümlü konuşulan bir dil olduğunu sanıyor olabilirler.
Amerika'da çalışırken bazen Amerikalı iş arkadaşlarım Arapça metinler getirirlerdi önüme. Ne yazdığını çevireyim diye. Bu algı çok yaygın. Diziye yansımış, çok mu? Kaldı ki dizide biraz da 'ne kadar da çok dil konuştu adam bakın'ın altı çizilmeye uğraşılıyor. Araplarla neden karıştırılıyoruz ve bu algıyı nasıl ayrıştırırız soruları bir yana, Amerikalıların farkı bilip bilmemesi neden bu kadar umrumuzda ki? Neden Araplarla karıştırılıyor olmak bizi bu kadar çalkalamakta ki?
Bir keresinde Atlanta'da bir taksiye binen Pelinatto şoförle muhabbete başlar. Pelinatto'nun Türk olduğunu öğrenen şoför Amerikalıların genelinin aksine Türkiye'yi bilir. Sadece Istanbul da değil, ikinci, üçüncü büyük şehirlerini, Kurtuluş Savaşı'nı, Atatürk'ü falan bilir. Pelinatto şoförün bunları bilmesine çok şaşırır. Zenci şoförümüz Afrikalı bir göçmendir. Neredensin, diye doran Pelinatto'ya 'Eritrea' diye cevap verir. Pelinatto da Eritrea'yı ilk kez duyduğunu ve nerede olduğunu sorar. Çok da utanır. Şoför Türkiye hakkında bu kadar çok bilirken Eritrea'yı bilmeyen yol arkadaşına içerlemiş miydi, hatırlamıyorum.
Özetle, algı ayrıştırıcaz diyorsak, farkımızı ortaya koyucaz diyorsak, ona uygun hareket edelim ve bu yolda kampanyalar tanıtımlar düzenleyelim. Yok ille de Amerikalıların kıt fiziki ve beşeri coğrafya bilgisine mok atıcaz diyorsak, önce kendimiz bu bilgiye adam gibi haiz olalım.
Ben Lost izlemiyorum. Bu bölümü de izlemedim zaten. Selçuk Yaşar isimli bir muhabirin bugün çıkan haberinde yine bir filmde Türkleri terörist sandıkları üzerine birtakım hezeyanlar okudum. Üç beş resmi Lost sitesini okudum dizinin bu bölümünde neler olduğuna dair. Okuduğum şeyler ilk paragrafta anlattığım şekilde özetlerdi. Aşağıda ise Yaşar'ın haberi sunuşunu görebilirsiniz.
*******
Lost’taki Türkçe, hayranlarını ikiye böldü
Lost dizisinde "Benjamin Linus" karakterini canlandıran Michael Emerson’un Türkçe konuşması dizinin Türk hayranlarını ikiye böldü.4’üncü sezonun 24 Nisan’da ABD'de yayınlanan 9’uncu bölümünde kendini Tunus’un güneyinde Sahra Çölü’nde bulan Benjamin Linus, atla dolaşan silahlı iki teröriste, Türkçe bildiğini ima ederek "Türkçe biliyor musunuz" diye soruyor. Linus, daha sonra üstünü arayan teröristi etkisiz hale getirip diğerini de silahla öldürüyor.
Çok iyi yalan söyleyebilen, istediği insana istediği şeyi konuşarak yaptırabileceğine inanan Benjamin Linus karakterinin Türkçe bildiğinin yansıtıldığı bölümü internetten indirip izleyen hayranları forumlarda hemen tartışma başlattı. Türk izleyicilerin yorumları şöyle:
Adamlar hálá bizi Araplarla karıştırıyor. Terörist muamelesi yapmışlar resmen
Sawyer sağ olsun. İşte Türkiye’nin reklamını yaptı. Normal yani, izleyice jest olmuş
İlk izlediğimde vay dedim. Sonra düşündüm, adamlar terörist.
Sanırım Benjamin Linus, Sawyer’ı kıskandı. Benjamin’i de çağırsınlar diye Türklere yalakalık yapıyor.
Acaba Benjamin neden Türkçe öğrenme ihtiyacı duymuş da Türkçe öğrenmiş? Bence asıl sorun bu. Galiba dizinin ilerleyen bölümleri Türkiye’de geçecek
Önce İngilizce, sonra başka bir dilde. sonra da Türkçe konuşuyor. "Türkçe biliyor musunuz?" diye soruyor adamlara. Adamlar Arap. Türk falan yok ortada. Dolayısıyla Türklere bir hakaret de yok.
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/8801666.asp?m=1
*******
Okuyucu yorumlarındaki ifadeler geyik değilse şayet bilinçsizlik diz boyu. Dizide bir kuru "Türkçe biliyor musunuz?" cümlesiyle ne Türkiye'nin reklamı yapılır ne de Türklere yalakalık. Dizi oyuncuları sadece önlerine konan senaryoyu okurlar. Kendileri senaryoya ekler koymazlar. Ha, yok geyiktiyse bu yorumlar zaten neden haber oldukları da meçhul.
Çok muhtemelen Lost senaristleri de Türkleri Arap sanmaktalar. Arap sanmasalar bile Türkçe'yi Ortadoğu-Kuzey Afrika coğrafyasında Arapça'yla beraber, ve hatta dönüşümlü konuşulan bir dil olduğunu sanıyor olabilirler.
Amerika'da çalışırken bazen Amerikalı iş arkadaşlarım Arapça metinler getirirlerdi önüme. Ne yazdığını çevireyim diye. Bu algı çok yaygın. Diziye yansımış, çok mu? Kaldı ki dizide biraz da 'ne kadar da çok dil konuştu adam bakın'ın altı çizilmeye uğraşılıyor. Araplarla neden karıştırılıyoruz ve bu algıyı nasıl ayrıştırırız soruları bir yana, Amerikalıların farkı bilip bilmemesi neden bu kadar umrumuzda ki? Neden Araplarla karıştırılıyor olmak bizi bu kadar çalkalamakta ki?
Bir keresinde Atlanta'da bir taksiye binen Pelinatto şoförle muhabbete başlar. Pelinatto'nun Türk olduğunu öğrenen şoför Amerikalıların genelinin aksine Türkiye'yi bilir. Sadece Istanbul da değil, ikinci, üçüncü büyük şehirlerini, Kurtuluş Savaşı'nı, Atatürk'ü falan bilir. Pelinatto şoförün bunları bilmesine çok şaşırır. Zenci şoförümüz Afrikalı bir göçmendir. Neredensin, diye doran Pelinatto'ya 'Eritrea' diye cevap verir. Pelinatto da Eritrea'yı ilk kez duyduğunu ve nerede olduğunu sorar. Çok da utanır. Şoför Türkiye hakkında bu kadar çok bilirken Eritrea'yı bilmeyen yol arkadaşına içerlemiş miydi, hatırlamıyorum.
Özetle, algı ayrıştırıcaz diyorsak, farkımızı ortaya koyucaz diyorsak, ona uygun hareket edelim ve bu yolda kampanyalar tanıtımlar düzenleyelim. Yok ille de Amerikalıların kıt fiziki ve beşeri coğrafya bilgisine mok atıcaz diyorsak, önce kendimiz bu bilgiye adam gibi haiz olalım.
7 yorum:
Bu blogda da var HTML sorunu
Hem access'im yok hem de alet otomatik font küçültüyor, paragraf atlatmıyor falan. Amma uğraşıyorum her seferinde.
Bir daha yazmıcam. Hadi beni atsanıza yahu.
hafiye giderse burası biter ben diyim.
hafiyecan kendi blogunda ve burada yazacaklarını neye göre ayırıyorsun?
lost'a gelirsek:bu konu mesela neden gazetelere manşet oluyor,bu bir olay mıdır,yeni midir,nedir yani?dünyanın türk algısını bilmiyormuş gibi şaşırmıyor muyuz deli oluyorum.
adamların terorist olduğu nereden çıktı ben anlamadım bir de.
o kıyafetleri giyenleri terorist kategorisine sokmak da aslında lost senaristlerini suçladığımız şeyi yapmak değil de nedir peki.
bence olay şöyle olmuştur:ekipte bir türk vardır,konuşsun konuşsun nece konuşsun diye düşünürken bu senaristler,içeri o türk girmiştir,türkçe konuşsun denmiştir.
hafiye giderse (ki begenmedigi konuk yazar haklarini kaybetmesi an meselesi:)) ben de herbert'a talip olurum.
bakalim herb buraya gelirse sizi ne ayakta tutacak %70 blog sahibi melo hanim:)
herb herb diye inlemiyosak da onun kalbimizde yeri ayrıdır tamam mı,herbi kimseye kaptıramam.
belki bir yazı yazabilir ufak bir meblağ karşılığı:)
Buraya uzun zamandır kimse bir şey yazmadıysa Hafiye blogu pahasına bir şey çiziktiriyorum işte. Gene sorumluluk bilinci. Görev adamlığı vs. görüyorsunuz. Üstüne bir de 'atarım ha' diye tehdit tokat yiyorum. Diyorum işte arkadaşlar, Türkiye'de çalışanı, iş yapanı sevmezler.
ya teklif için nasıl bir gurur duydum tarif edemicem, yazarım ne demek feda olsun da bu aralar görüyosunuz bizim bloga bile 2 ayda bir yazabiliyorum, bakalım nası olcak
bu arada bilgiye haiz olunmaz bilgiyi haiz olunur :)
şapşi herb, mesajlarina bak!
Yorum Gönder