Her şarkının götürdüğü yer başka/ Hepsi başka başka sinmiş içime.
Biri, Büyükdereye götürüyor/ Biri on altı yaşımın Kadıköyüne.
Kimse sevgimi bilmez şarkısı/ Eskiden ağlatırdı beni/ Şimdi düşündürüyor.
(Özdemir Asaf)
Mahallemiz sakin. Ne hanın yolcularından ses var, ne komşularından. Sessizlik beni içime döndürüyor. İçime döndükçe de bir yandan özgürleşiyorum, bir yandan hisleniyorum (Bu iki durum arasında bir bağlantı aramayınız). Nasılsa yazılanlar bir gün dinleyicisine ulaşır. Nasılsa gün gelir Düellacağızınızın parçacıklarını bir yaman hafiye üşenmez, birleştirmeye çalışır... kimbilir, belki başarır.
1 Mayıs vesilesiyle, mazime gömülmüş şarkılardan birini seçtim bugün. On küsur yıldır dinlediğimi sanmıyorum. Şairi 16 yaşının Kadıköyüne götüren şarkıyı bilmem, bu şarkı beni 17 yaşımın Boğaziçi Kuzey Kampüsüne götürdü ve ağlattı. Oysa hiç ağlak bir modda değildim. Akatlar'daki kokoş spor kompleksinde "sağlam kafa, sağlam vücut" aktivitemi tamamlamıştım. Bir yanımda Mahsun Kırmızıgül halter kaldırmış, arkamda Aysun Kayacı bedenini esnetmişti. Arkadaşlarla takılmıştık. Muhabbet muhabbeti açmıştı. Yemekler yemiş, kahveler içmiş, güzel hayaller kurmuştuk. Hamamdan kese-köpük için gün bile almıştım. Her şey çok şükür güzel hayatımda. Ektiklerimi biçtiğim bir dönemdeyim. Oysa geçen yıl bugün işe (ve aslında bir süre için dondurduğum büyüklerin hayatına) yeniden başlamıştım. Akşamına Hafiye'ye koşup göz yaşı akıtmıştım. Kafama pat pat'ın yıl dönümüymüş bugün Hafiye. Keşke yanında olsaydım.
Dallandım yine, toparlayayım.
Yaş 17, yer Boğaziçi. Hayatıma giren yeni onlarca kelimenin coşkunluğu içindeydim (Tam burada yandaki şarkıyı dinlemeniz zaruri). Hava soğuktu. Bir pançom vardı. Onun içinde büzülmüş hatırlıyorum kendimi. Yemekhanenin girişindeki merdiven boşluğundaydık. Hayatı anlamlandırmaya çalışan bir avuç gençtik. Gece leylak ve tomurcuk kokmuyordu aslında. Yemekhaneden ağır bir koku yükseliyordu. Birbirimize sokulmuştuk. Biri gitar çalıyordu. Hüzünlüydük. Tuna 'yaralı bir şahin olmuş yüreği' ile gecenin sessizliğini titretti bariton sesiyle: 'Hazirandaa ölmeekk zor... Hazirandaa ölmekk zorrr'... İşte bu şarkı ve getirdiği duyguyla öyle bir gecede tanıştım.
Hayat umutlarımı terbiye etti. Kaldı içimde yürek sızısı.
02 Mayıs 2008
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
3 yorum:
Çok güzel şarkıdır şu haziran'da ölmek zor..
Yağmurlar yağdırdı yazın. Düşüncelerine sağlık.
Yaş 17. Çok umudum var; terbiye edilmesini istemediğim, arsızca gerçekleşmesini istediğim.
Sevin ağlayabiliyorsan
Unutmanın kardeşidir ağlamak
Uyur uyanır yatağında duyguların
Düşüncenin kucağında hep çocuktur
Ağlamak
-Özdemir Asaf
Ya ben n'apiym? Ağlayamıyorum diye üstüme gelmiyin çok rica ediyorum.
Yıldönümü dün değildi, bugündü. İşe başladığının ikinci günüydü.
Gel ben sana pat pat yaparım yine. Şapti.
Düellacım, bak astrolojide progression konusuna geçtim. Ay'ın 12. evinde ilerliyor. Bu iki yıl süren bir dönem ve bu dönemde biraz nostaljik, biraz beni-rahat-bırakın kafamı-dinliyim modunda oluyorsun. 2007 başında girmiş yani 2008 sonuna kadar böyle.
2009'la beraber Ay'ın 1. evine giriyor ki bu yeni başlangıçlar demek. Yeni ev, iş, evlilik, doğum, herşey!
Yorum Gönder